Rektosel ve Pelvik Taban

      Yirmili yaşlardan itibaren pek çok kadının hayatı; Rektosel başta olmak üzere Pelvik Tabanla ilişkili çeşitli hastalıklar nedeniyle çekilmez hale gelmeye başlar. Özellikle de doğumlardan sonra… Buna rağmen Rektosel’in teşhisi edilmesi yıllar alır. Çünkü kadınlar, yaşadıkları sıkıntıları çoğunlukla ya kulaktan dolma beslenme önerileriyle geçiştirir ya da “doğumlardan sonra oluyor” düşüncesiyle kabullenir.

      Sıkıntıları kabullenmeyen ve geçiştiremeyenler ise doktor doktor (Dâhiliye, Gastroenteroloji, Jinekoloji ve Genel Cerrahi) dolaşarak çözüm arar. Genellikle de Kabızlık (Peklik), İrritabl (Hassas) Barsak Sendromu / Spastik Kolit (Kolon), Reflü, Safra Kesesi Taşı, Hemoroid(Basur) ve Anal Fissür(Çatlak) gibi teşhisleriyle karşılaşır. Dolayısıyla da uzun süreli ilaç tedavilerine veya farklı ameliyatlara (reflü, safra kesesi, hemoroid(basur), çatlak-anal fissür) maruz kalır.

Fakat tüm bu teşhis ve tedaviler; yaşanan sıkıntılara ÇÖZÜM olur mu? Tabii ki Hayır!..

      İşte bu nedenle karın şişkinliği ve hazımsızlıkla başlayıp kabızlıkla (dışkılama güçlüğü/peklik) devam eden, sıklıkla da makatta ağrı/kanama/şişlik ile gün yüzüne çıkan sıkıntılarda REKTOSEL Hastalığını da düşünmek gerekir.

      O yüzden Hemoroid, Fissür(çatlak) gibi dışkılama bağımlı hastalıklarla birlikte kadınların REKTOSEL hakkında da bilinçlenmesi gerekir. Ama önce Pelvik Taban…
Pelvis ve pelvik organların önden görünümü...Pelvis ve pelvik organların yandan görünümü...Pelvik tabanın üstten görünümü...Tromboli ve pelvik tabanPelvik tabanın yandan görünümü...
      Vücudun en alt kısmında ve leğen kemikleri arasında kalan bölümüne Pelvis (Kasık) adı verilir. Pelvis’de; üreme (vajina, rahim, yumurtalıklar), üriner (idrar torbası, üretra) ve dışkılama (rektum, anüs) işlevlerinde rol oynayan pelvik organlar bulunur. Pelvis’in alt açıklığı ise pelvik taban kasları, bağ dokuları ile sinirlerden oluşan ve “Pelvik Taban” olarak adlandırılan yapı ile örülüdür. Pelvik Taban; "Trombolin” misali belli bir elastikiyete (gerginliğe) sahip olup gevşemeye ve kasılmaya (toplanmaya) müsaittir. Bu sayede hem pelvik organları hem de bu organlara ait işlevleri (işeme, dışkılama, üreme) destekler.
Tromboli ve pelvik taban
      Yirmidört saatlik günlük yaşam sürecinde Pelvik Taban’ın bu desteği hep aynı değildir. Bu sürecin büyük bir kısmında, yani ihtiyaç (işeme, dışkılama, üreme) yokken Pelvik Tabandaki gerginlik sayesinde pelvik organların yerinde durması sağlanır ve kontrolsüz kaçaklara (gaz, dışkı, idrar vs..) engel olunur. İhtiyaç oluşsa bile sosyal ortam uygun değilse Pelvik Tabanda kasılma (yukarı çekme) olur ve bu sayede abdest tutma veya erteleme mümkün olur. Diğer taraftan, ihtiyaç (işeme, dışkılama, üreme) oluştu ve sosyal ortam da uygunsa Pelvik Tabanda oluşan yeterli gevşemeyle (aşağı itme) bu ihtiyaç(lar) kolayca giderilir.

      Normalde, rektumda biriken dışkının oluşturduğu rektum içi (intrarektal) basınç artışı, yani sıkışma hissi ile birlikte tuvalete gidilir. Bu sayede belli bir düzeyde hem itici güce hem de pelvik tabanda gevşemeye kavuşulur. Ancak sıkışma hissinin oluşturduğu intrarektal basınç artışı; dışkının makattan çıkması, yani dışkılama için yeterli değildir. O yüzden tuvalete oturduktan sonra İntrarektal basıncı yeterli seviyeye çıkarmak için diafram nefes eşliğinde karın içi basıncı hafifçe artırılır (ıkınılır). Bu sayede “mermiyi namluya verme…” misali hem yeterli düzeyde itici güce hem de pelvik tabanda yeterli gevşemeye kavuşulur ve dışkının makat ağzına gelmesi sağlanır. Daha sonra ilave ıkınmaya gerek kalmadan, sadece diafram nefesi eşliğinde dışkının makattan çıkması sağlanır. Yani mermi namluya verilir ama namludan da çıkarmak için ekstra ıkınılmaz. Ancak bu sayede hem tatmin edici hem de rahat dışkılama mümkün olur.

      Aksi takdirde yıllar içerisinde, özellikle de kadınlarda; REKTOSEL HASTALIĞI başta olmak üzere hem rektumla hem de pelvik tabanla ilişkili, dışkılama bağımlı çeşitli yapısal ve işlevsel hasarlar olmaya başlar.

      Bu çerçevede sıklıkla tek başına olmayan ve çoğunlukla da Hemoroid ve Anal Fissür’e ait makat sorunlarıyla gün yüzene çıkan REKTOSEL hastalığının neden ve nasıl geliştiğini irdeleyelim.

2016/05
  Rektosel Nasıl Oluşur? » »

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats