ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.









Paylaş - Yazdır

HEMOROİD'DE CERRAHİ DIŞI/Ameliyatsız TEDAVİLER

Kısa-Orta Vadeli "Yeter Artık" Diyorsanız?..
      Kullanıcı Eğitimi odaklı konservatif yaklaşımla başlayan Basur tedavi süreci arzu edilen sonuçlara ulaşamadığında hekim müdahalesi gerektiren cerrahi ve cerrahi dışı uygulamalara geçilir. Klasik bilgi olarak erken evre Basur’u olan hastalara hekim müdahalesi cerrahi dışı yaklaşımlar yönündedir. Ki hastaların isteği de bu yöndedir.

Ancak ilave olarak Dışkılama Güçlüğü (Dışkı Çıkış Güçlüğü Tipi Kabızlık) yönünde şikayetleri de olan hastalarda; Defekografi, Anal Manometri, 3D Endoanal USG gibi tetkik sonuçlarını görmek gerekir.
Aksi takdirde… (Bknz: Basur Tekrarlar mı?)

      Sıklıkla Erken Evre (Evre I-II) ve nadiren Evre III hemoroidlerde; büzüştürme, dağlama, boğma veya damarını bağlama gibi cerrahi dışı hekim müdahaleleri uygulanır. Bu işlemler; makat içinde daha ağrısız olan bölgede gerçekleşir ve daha az alanda yaraya yol açar. Sıklıkla da ayaktan veya günübirlik yatışlarla uygulanır.

      Hastanın ilave dışkılama güçlüğü şikayetleri için kullanıcı desteğinin yeterli olduğu Evre I-II basurda alınan sonuçlar yüz güldürücüdür. Ancak genel olarak cerrahi dışı tedavilerle elde edilen sonuçlar cerrahi tedaviler kadar uzun vadeli ve kalıcı değildir. Hatta çoğunlukla birkaç yılda bir tekrarlanması gerekir. Tekrarlayıcı uygulamalara rağmen sonuç alınamazsa da cerrahi tedavilere geçilir.

     1.) Skleroterapi (İğne ile kurutma):
      Hemoroidal hastalıkta yüzyılı aşkın süredir kullanılan tedavi metodudur. Hemoroid yastıkçıklarının içine özel bir iğne yardımıyla sklerozan (damar büzüştüren) madde verilir. Sklerozan maddenin etkisiyle hemoroid yastıkçıklarındaki damarlarda büzüşme sağlanır. Ancak bu uygulamayla geniş alanlarda tespit işlemi yapılamaz.

    2.) İnfrared Koagülasyon-(Işın ile tedavi-IRC):
      İlk kez 1977 yılında kullanılmıştır. IRC (Infrared Photocoagulation) aletinin dokuya yapışmayan özel teflon ucuyla hemoroid memelerinin üzerine birkaç yerden dağlama yapılır. Bu aynen, elinizi sigaranın yanan ucuyla dağlamanıza benzer. Aletin ucunun değdiği yerlerde küçük beyaz noktalar şeklinde görünen tespit (yara) alanları oluşur. Bu alanların genişliği 3-6 mm, derinliği ise 1-3 mm kadardır. Bu özelliği sayesinde erken evrelerde (Evre I-II) etkili olur. Ancak takip süresi uzadıkça başarı oranları (etkinliği) düşer. Bu nedenle de 6-12 ayda bir tekrarlayıcı uygulama gerektirir.

İnfraared uygulama aşamalarını görmekteyiz.....

      Laserle hiçbir alakası olmayan ama yıllarca “Laser” diye adlandırılan IRC tedavisi; 2010’lu yıllardan itibaren popülerliğini yitirmiştir. Bunun yerine diode laser teknolojisinin kullanıldığı LHP (Laser HemoroidoPlasty) tedavisi gelmiştir. IRC den farklı olarak hemoroid memelerinin içine girilerek ısı verilir. Basurun damar hastalığı(?) olduğu düşüncesinden yola çıkar ve hemoroid yastıkçıklarındaki damarlarda büzüşme sağlar. Dolayısıyla bu süreçte oluşan tespit alanı; IRC den daha fazla olmasına rağmen RBL den daha az seviyededir. Fakat aynı seansta hemoroit memelerinin tümüne uygulanabilir olduğu için RBL den daha fazla tedavi etkinliğine sahiptir.

      Diğer taraftan, LHP’nin birkaç yıllık bir geçmişi olduğu için tedavi etkinliği ve olası komplikasyonları hakkında detaylı ve karşılaştırmalı çalışmalar yoktur.

     3.) Lastik Bant ile Boğma(RBL):
      1950'li yıllarda temeli atılmış, 1960'lı yıllarda ise son şeklini almış bir yöntemdir. Hemoroid memesinin tabanına özel bir aletle lastik halka takma esasına dayanır. Bu sayede hem hemoroid memesinin bir kısmı alınır hem de bu alınan kısımda daha geniş bir alanda tespit(yara) alanı oluşur.
Lastik bant ile boğma uygulamasının aşamalarını görmekteyiz.....

     İlk seansta bir hemoroid memesine lastik halka takanlar olduğu gibi iki ve hatta üç memeye aynı seansta lastik halka takanlar da vardır. Ancak aynı seansta birden çok lastik halka takılanlarda çok daha fazla rahatsızlık ve ağrı oluşur. O yüzden daha konforlu ve ideal olarak uygulamaların, 4 hafta arayla 3,7,11 hizasındaki ana hemoroid memelerine teker teker ve sırayla yapılmasıdır.

     Erken evre basur-hemoroidal hastalık tedavisinde değişik yöntemler önerilmiştir. Ancak ideal çözüm bulunamamıştır. “Erken evre (I-II) hastalar için hangi yöntem daha iyidir?” diye yapılan çalışmalarda; Lastik bantla boğma, skleroterapi, infrared koagülasyon uygulanan hastalardan alınan sonuçlar karşılaştırılmıştır. Lastik bant ile boğma en etkili, ancak en ağrılı yöntem olarak bulunmuştur.


     4.) Hemoroid Arter Bağlama (HAL/DGHAL) Yöntemi:
      Evre II-III arası hastalarda memelere gelen hemoroid atardamarlarının özel bir alet yardımıyla bulunup dikişle bağlanması esasına dayanır. İlk defa 1995 yılında Morinaga tarafından uygulanmış ve semptomatik hemoroid tedavisinde yeni bir seçenek olarak bildirilmiştir.

      Basurun damar hastalığı(?) olarak düşüldüğü yıllardan kalma bir yöntemdir. Ancak zamanla hemoroid memelerindeki fazlalığı da azaltmaya yönelik ek büzüştürme dikişleriyle takviye edilmiş ve etkinliği artırılmıştır.
      Evre II-III vakalarda günübirlik ve tek seansta uygulanabilir olması, göreceli olarak hem ağrının az olması hem de memeleşmede düzelme sağlaması, komplikasyonlarının ciddi olmaması ve tekrarlanabilir olması ile dikkat çekici bir metod olup, iyi olgu seçimi ve takibi yapılırsa yararlı sonuçlar verir. Ancak uzun dönem sonuçları ve etkinliği hala düşündürücüdür...

SONUÇ OLARAK;
      Tüm bu yöntemlerin hepsinin ortaya çıkmasındaki ana düşünce; ameliyatla elde edilecek sonucun ameliyatsız ve zahmetsiz (ağrısız) bir şekilde elde edilmesiydi. Peki, bu tam olarak elde edilebildi mi?

      Tabii ki, tam olarak değil... Ancak tamamen de başarısız değiller. En azından erken evre hastalarda; hatalı dışkılama alışkanlıklarının düzenlenmesi (Kullanıcı Eğitimi) ve gerektiği ölçüdeki tekrarlayıcı uygulamalarla başarıya ulaşılır. Bu sayede her hastalıkta olduğu gibi basurda da erken aşamada iken müracaat eden hastaların; ameliyatsız ve zahmetsiz bir şekilde, belli bir süreliğine de olsa “idare edebilir” durumda kalması sağlanır.

      Böylece hastaların mümkün olduğunca cerrahi tedaviye gidişleri ötelenmiş olur. Ancak tüm bunlara rağmen; gerek yıllık kontrollerini ve tekrarlayıcı uygulamalarını yaptırmayan gerekse hatalı beslenme ve dışkılama alışkanlıklarına devam eden veya devam etmek zorunda kalan hastalarda yeterli sonuç alınamaz ve başarısız olunur. Dolayısıyla da cerrahi gereksinimi kaçınılmaz olur.

Günceleme: Aralık 2016
« « Nasıl İdare edilir? Cerrahi (Ameliyatlı) Tedaviler? » »

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.