ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.









Paylaş - Yazdır

Hemoroid Tedavi Yöntemleri

      Öncelikle "BASUR(Giriş)" başlığı altında yer alan "Hemoroid Nedir? ve Ne işe Yarar?" ile "Nasıl Hastalık(basur) haline gelir?" sayfalarımızı okumanızı öneririm. Çünkü bu sayfalarımızı okumadan, anlamadan tedavi yollarını öğrenmeye çalışmak; temeli olmadan bina inşa etmeye benzer... O yüzden öncelikle hemoroidlerin işlev ve hastalığa dönüşüm sürecini bilmeniz gerekir. Bu sayede herbir tedavi yönteminin neyi elde etmeye çalıştığını(avantajlarını) ve neyi elde edemediğini(dezavantajlarını) çok daha iyi anlamış olursunuz. Ki bu durum, tedaviden beklentinizi de ortaya çıkarmış olacaktır.

NİYE TEDAVİ OLMALIYIZ?

      1.Yaşam konforu ve kalitesi için: Geçmiş sayfalarımızda basurun, özelliği gereği ataklar halinde seyreden ilerleyici bir hastalık olduğunu öğrendik. İşte bu özellikleri gereği yıllar geçtikçe, hastalığın ilerleme derecesine de bağlı olarak daha şiddetli ve sık aralıklarla sıkıntılar oluşmaya başlar. Dolayısıyla en basitinden, hiç düşünmeden gidip dışkılama işlevini gerçekleştirdiğimiz tuvalet; korkulu rüyamız haline gelir… Doğal olarak buna yeme içmelerdeki kısıtlamalar ilave olur… İşte tuvalet ve yeme-içme keyfi ile başlayan bu süreç zamanla iş ve sosyal yaşamın diğer öğelerine de kadar sıçrayarak yaşam konfor ve kalitesini bozar.
      Hayattaki tüm çabanın sağlıklı ve özellikle de konforlu yaşam olanakları elde etmeye yönelik olduğunu düşünürsek; makatımızın bize sağlayacağı konfor ve kaliteyi kesinlikle yadsımamak gerekir. Şöyle ki;
  • "Beslenme ve damak tadı, ağızda başlar” diye biliriz, değil mi? Evet, ağızda başlar ama çıkışta sorun varsa daha başlamadan biter!.. Çünkü kısıtlamalar başlar. Şunu yemeyeyim, bunu yemeyeyim gibisinden…
  • İş yaşamımızda ise belli belirsiz zamanlarda yaşattığı ataklar (özellikle ağrılı memeleşme, kanama) ile iş-güç kayıplarına neden olmaktadır. Bunun en kötü tarafı ise bu atağın ne zaman ve ne sıklıkla olacağının bilinememesidir.
  • İleri yaşlardaki ebeveynlerimize bir bakın. Kolay kolay evlerinden dışarı çıkmazlar, yatılı misafirliğe gitmezler. Bu çocuklarının evi dahi olsa gitmezler/kalmazlar. “Biz evimizde rahatız, oğlum/kızım” derler, en basitinden… Ama asıl sorun makatlarındadır. Çünkü tuvalet sorunları vardır, evlerindeki kadar rahat edemezler, sorun yaşarlar…
      2. Kolon kanseri riski için: Özellikle ailesinde kolon kanseri hikâyesi olanlarda ve 40–50 yaşlarımızdan itibaren artan kolon kanseri riski nedeniyle basur yaşamımız için bir risk oluşturmaktadır. “Nasıl Yani?” diye düşünebilirsiniz. O zaman gelin bu konuyu biraz açalım.
pimi çekilmiş el bombası       Tüm dünyada kanserden ölüm nedenleri arasında kolon kanserleri ikinci sırada yer almaktadır. Çünkü kolon kanserlerinin %40’ından fazlası teşhis edildiklerinde ölümcül yani geç kalınmış aşamada olmaktadır. Dolayısıyla direk ikinci sıraya yerleşmektedir.
      Bu geç kalınmışlığa; sık görülen ve genellikle de geçiştirilen-önemsenmeyen BASUR neden olmaktadır.Şöyle ki;
      Arabanızın alarmı her zaman kedi nedeniyle çalmayabilir. Ama alarm sesini "Kedidir, kedi" deyip önemsemezseniz bir sabah kalktığınızda arabanın yerinde yeller estiğini görebilirsiniz. O yüzden arabanızın alarm çalıdığında nasıl hiç üşenmeyip gidip bakıyorsanız, makatta kanama olduğunda da bunun teyidini yaptırmalısınız.
      Malum, makattan kan geldi mi? Doktora gitmekten korkar, "nasıl olsa basur'dandır, geçer" diye düşünür ve öteleriz. Aynı kanama ağzımızdan geldiğinde ise; "boğazımda bir kanser mi gelişti de kanıyor" diye düşünür, korkar ve doktora gideriz.
      Sizce de bir tezatlık yok mu? Genellikle kanama varlığında korkulur ve doktora gidilir. Ancak iş makat olunca kanamadan ziyade doktordan korkulur.
      Bu sebepten dolayı, aksi ispat edilene kadar her türlü makat kanamasının kanser belirtisi de olabileceği düşünülmeli; en azından rektum ve sigmoid dediğimiz kolonun son 40-50 cm’lik kısmı mutlaka incelenmeli, sağlama alınmalıdır.
      Makat kanamaları “Basurdandır veya yine basurum kanıyor” diye düşünülmemeli, önemsenmelidir. Hele utanma, ayıp maskesinin arkasına asla sığınılmamalıdır. Çünkü bu mesafelerdeki kanserler de aynı şekilde taze kanamalara neden olmaktadır. Yoksa BASUR KANSER YAPMAZ, KANSERE DE NEDEN OLMAZ.

      İşte gerek yaşam konforunuzun idamesi gerekse alabileceğiniz riskler(kanser?) için “nedenler ortadan kaldırılmalıdır” yani tedavi diyoruz. Ancak bu şekilde alarm sisteminizi canlı tutabilir ve yeni uyarıları erken fark etmenizi sağlayabilirsiniz. Bu sayede hem konforlu hem de sağlıklı yaşama imkânını elde etmiş olmaz mısınız?
      Peki, ne yapmalıyız?
      İlk önce kesin teşhis için muayene olmalıyız. (Biliyoruz ki “dereyi görmeden paça sıvanmaz”) Adı ne olursa olsun makatımızla ilgili bir sorun yaşıyorsak (ağrı, kanama, meme, akıntı, kaşıntı vs...) en kısa sürede (özellikle makat hastalıkları ile ilgilenen) bir Genel Cerrahi Uzmanı’na danışmalı ve yardım istemeliyiz.(Aynı hafta ...) Çünkü makatta bu sorunlarla kendini gösteren farklı birçok hastalık bulunmaktadır. Sadece basur yoktur.

       Gerekli muayene, tetkik ve teşhis aşamalarından sonra tedavi planlaması işin içine girer. Tedavi aşamasını terazi olarak düşünürseniz, göz önünde bulundurmamız gereken iki kefesi (Terazi misali)vardır.
      Bunlardan ilki hastalığınızın ilerleme derecesi, yani evresidir. Çünkü bu sayede hem yaşadıklarınız hem de ilerde yaşayacak olduğunuz sıkıntılar hakkında fikir sahibi olmuş olursunuz.(Cahil cesareti içinde olmak ne kadar mantıklıdır?)
      Diğeri ise tedaviden beklentilerinizdir. Yani tedavi yöntemleri ve bu yöntemlerin sonrası/sonuçlarıdır. İşte bunun için tedavi yöntemleri hakkında bilgi sahip olmak, bilinçlenmek gerekir. En azından, avantaj ve dezavantajlarını bilmek gerekir.

TEDAVİ BEKLENTİLERİMİZ NELERDİR?

      O halde beklentilerimizi belirleyecek olan tedavi yöntemlerine bir bakalım. Burada karşımıza birçok tedavi şeklinin çıktığını görmekteyiz. Bunların başlıcalarını sıralayalım;

  A-) KONSERVATİF (YARDIMCI/DESTEKLEYİCİ) YÖNTEMLER:
B-) CERRAHİ/AMELİYATLI TEDAVİ YÖNTEMLERİ:
    » » HEMOROİDEKTOMİLER:
      » Klasik Hemoroidektomiler
        -- Açık(Milligan-Morgan) Hemoroidektomi
-- Kapalı(Ferguson) Hemoroidektomi
      » Ligasure Hemoroidektomi
» Ultrasonik Hemoroidektomi
  C-) CERRAHİ DIŞI/AMELİYATLİYATSIZ TEDAVİ YÖNTEMLERİ:
    » » İNFRARED FOTOKOAGÜLASYON(IŞINLA DAĞLAMA-IRC)
      UYARI:Lazer olmayan ama Lazer diye lanse edilen uygulama
    » » BANT LİGASYON (BOĞMA)
» » HEMOROİD ARTER LİGASYON(DAMAR BAĞLAMA-HAL/DGHAL)


 
      “Offf... bu ne kadar çok tedavi şekli?” diye düşünebilirsiniz. Haklısınız... Bu kadar çeşitli tedavi yöntemi olmasının asıl sebebi; her bir tedavi yönteminin kısa, orta ve uzun vadedeki sonuçlarının beklentileri tam olarak karşılayamamasıdır.
      Çünkü her tedavi şeklinin, kendine özgü hem avantajlı hem de dezavantajlı olarak yansıyan tedavi sonrası/sonuçları vardır. (Terazi misali...)
      Dezavantajlı sonuçları azaltabilmek amacıyla yıllardır yeni teknolojik ürünlerin de kullanılması ile yeni tedavi yaklaşımları, modelleri geliştirilmiş ve hala da geliştirilmeye devam edilmektedir.

      Bu doğrultuda konservatif, cerrahi ve cerrahi dışı temellerde birçok tedavi şekli ortaya çıkmıştır.

Tüm bu nedenlerden dolayı hasta için önemli olan tedavi sonrası/sonuçlarıdır.
O yüzden uygulanacak tedavi şekli hiç önemli değildir. Asıl olan bu tedavinin sonrası/sonuçları hakkında B İ L G İ L İ, dolayısıyla da B İ L İ N Ç L İ  olmaktır.

Yoksa siz de; memnuniyetsiz veya nüks etmiş hasta olarak geri dönersiniz.

      Bilindiği üzere tıbben her tedavinin bir iyileşme(geçiş) dönemi, bir de iyileşme dönemi sonrası vardır. Aynı şekilde Hemoroidal Hastalık(Basur) tedavi sürecini de iki bölüme ayırarak incelersek bilgilenebilir ve dolayısıyla da beklentilerimizi çok daha rahat belirleyebiliriz.
----İyileşme dönemini tedavi sonrası olarak ele aldığımızda kriterlerimiz;
  • Etkili olduğu hastalık evresi,
  • Tedavinin uygulanma yeri,
  • Anestezi gereksinimi,
  • Hastanede yatış süresi,
  • Tedavi sonrası ağrı düzeyi,
  • Tedavi sonrası iş-güç kaybı ve yara iyileşme süreci,
  • Son olarak, tabii ki maliyeti.
----İyileşme dönemi sonrasını ise tedavi sonuçları olarak ele aldığımızda kriterlerimiz;
  • Tedavinin etkinlik süresi(yıl olarak),
  • Tekrarlayıcı tedavi gerekliliği,
  • Diyet zorunluluğu,
  • Abdest tutma işlevinde kalıcı dış conta hasarı bırakma durumu(Makat ağzına dokunma durumu),
  • Başka makat hastalıklarına neden olma durumu/riski(kısaca bitmeyen sıkıntılara neden olma durumu)
      İşte basur nedeniyle tedavi olmak isteyen her hasta, doğal olarak bu kriterlerle karşı karşıya kalmaktadır. Ancak her bir tedavi yönteminin bu kriterleri sağlama durumu farklı olmaktadır. Diğer taraftan, her hastaya ve hastanın sosyal yaşam öğelerine göre bu kriterlerin önem derecesi değişkenlik gösterebilmektedir.

      Bu nedenle her hasta için her bir tedavi yöntemi, farklı oranlarda avantajlı ve dezavantajlı olabilmektedir

      Hastalığınızın evresini göz önünde tutarak, bu kriterlerin sağlanma durumuna göre; kendiniz için uygun tedavi yöntemi hakkında ön fikir edinebilirsiniz.

KRİTERLER

MEDİKAL

CERRAHİ-DIŞI

LONGO

CERRAHİ

Etkili Olduğu Evre
I-II-III-IV
I-II/Nadiren III
III
I-II-III-IV
Anestezi gereksinimi
yok
lokal
spinal-genel
spinal-genel
Hastane Yatış Süresi
yok
yok
1 gün/gece
1-5 gün/gece
Tedavi uygulama yeri
her yerde
ofis
ameliyathane
ameliyathane
Tedavi sonrası ağrı...
yok
hafif-orta
orta-şiddetli
çook şiddetli
Ciddi komplikasyon riski
yok
yok
var
yok
İş-güç kaybı
yok
1-5 gün
5-15 gün
en az 25 gün
Tam yara iyileşmesi
yok
en az 20 gün
6-8 hafta
6-8 hafta
Maliyet
yok
uygun
uygun-yüksek
uygun yüksek
Tedavi etkinlik süresi
?
1-5 yıl
5-10 yıl
en az 20-30 yıl
Tekrarlanma gereksinimi
var
var
var
yok
İlave diyet zorunluluğu
var
var
var
yok
Geri dönüşü olmayan hasar riski(dış contada)
yok
yok
yok
var
İlave hastalık riski
yok
yok
var
var

Farkında iseniz, tam bir arap saçı... İşin içinden; çık, çıkabilirsen.....

« « Nasıl Muayene Edilir? Amacınız, idare etmekse... » »

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
MSN :  basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.