ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.








Paylaş - Yazdır

Kabızlığa Temel Yaklaşım ve Tedavi Nasıl Olmalıdır?

      Her ne kadar eksik bir tanımlama olsa da KABIZLIK; sıklıkla dışkılama periyodu ve dışkı şekliyle, yani PEKLİK olarak tanımlanmaya çalışılır.
      Bu çerçevede; su ve lif alımını (kuru kayısı, erik, kuruyemiş vs…) artırarak dışkı kıvamı yumuşatılmaya, düzenli tuvalet alışkanlığı ve düzenli yürüyüşler yaparak barsakları çalıştırmaya yönelik hamleler yapılır. Dolayısıyla “bilinen çözüm” yollarına başvurulur.
      Sıklıkla seyahat, stres, beslenme değişiklikleri veya yaşam tarzındaki değişikliklere bağlı olarak belirginleşen ve “Basit Kabızlık” adı verilen geçici, kısa süreli peklik dönemleri için bilinen bu çözümler faydalı olur.

Ancak bu çözümlere rağmen;
İstenilen başarıya kısa zamanda ulaşılamıyorsa veya ufak bir gevşemeyle sorunlar tekrarlıyorsa…
Genellikle
kulaktan dolma bilgilerle çeşitli bitki çayları veya dışkı yumuşatıcı ilaç kullanarak
mücadeleye devam edilir.

Çünkü hedef bellidir.
Düzenli olarak tuvalete gidebilmek ve makatta sorun (kanama, ağrı gibi) yaşamamak...

      Yıllarca “idare edebildiğini” düşünüp, yaşamlarını bu şekilde sürdürenlerin sayısı hiç de az değildir. Yani “Aklı kıçında beslenmeye ve yaşamaya” inatla devam ettiklerinin farkında bile değildirler. Ne zamana kadar? Tabii ki; “kanser endişesi” sarıncaya veya makat(Müdür?) sorunları dayanılmaz hale gelinceye kadar…

      Peki, bu süreçte doktora gidince her şey bitiyor ve sonuçta tüm hastalar rahatlıyor mu? Tabii ki hayır… Muayene olmalarına rağmen hastaların büyük bir bölümü; dönem dönem artan veya azalan bu sorunlarla yıllarca uğraşır. Hatta yıllar içersinde eklenen yandaş sorunlara bağlı olarak doktor doktor dolaşıp (Dâhiliye, Gastroenteroloji, Genel Cerrahi, Kadın-Doğum, Kardiyoloji vs…) çok farklı hastalık tanı ve tedavileri gören hastalar da olur. Ama nedense, bir türlü beklentileri karşılanamaz.
Hastaların bu memnuniyetsizliğinde...

•►  Kabızlığın sıklıkla seyrek tuvalete gitme ve kalın sert dışkı yapma (peklik) olarak algılanması,
•►  Kabızlığın yaygın olarak basite alınması ve bir-iki beslenme önerisi veya ilaçla geçiştirilebilecekmiş gibi düşünülmesi,
•►  Takip süreçlerine uyulmaması ve benzer dışkı yumuşatıcıların kontrolsüz bir şekilde kullanmaya devam edilmesi,
•►  Mide ve Reflü, Karın ağrısı, Gaz ve şişkinlik, Hemoroid, Anal fissür gibi kabızlık temelinde gelişen yandaş sorunlara daha fazla odaklanılması,
•►  Dışkılama sırasındaki “Ikınma” ve “Zorlanma” kelimelerinin eşanlamlı olarak düşünülmesi,
•►  “Ikınmadan zaten çıkmaz!..” diyerek gereksiz ıkınmaların normal kabul edilmesi,
•►  Hekimlerin Kabızlığı, sıklıkla Basit Kabızlık ve İBS(Hassas Barsak) olarak düşünmeleri ve ısrarcı olmaları,
•►  Hekimlerin, Dışkılama Güçlüğü tipi Kabızlığı ve bu tip kabızlıkların altında yatan hastalıkları göz ardı etmeleri rol oynar.
KABIZLIKTA TEMEL YAKLAŞIM VE TEDAVİ NASIL OLMALIDIR?

      Kabızlığın şikâyetler topluluğu olması sebebiyle Anamnez ve Hikâye çok önemlidir. Hastalar, sıklıkla kendileri için rahatsızlık hissi uyandıran sıkıntılarını dile getirir. Ki bu süreçte, tuvalette geçen dışkılama işlevine ait detaylar; -sıklıkla da “ayıp” düşüncesiyle- "Normal" diyerek geçiştirilir. O yüzden hastanın anlattıkları ile yetinilmemeli, zaman ayırıp “sorgulama" adı altında detaylandırılmalıdır. Ancak bu sayede, doğru diye bilinen veya farkına varılmayan veya önemsenmeyen yanlışları saptamak mümkün olur. En basitinden; tuvalete gitme sıklığının azlığı kadar fazlalığı, dışkı kıvamının pekliği kadar yumuşaklığı ve hatta tuvalette oturma şekli bile kabızlık için önemlidir Amiyane tabirle “boktan işe, detaylı boktan muhabbet!..” yapılmalıdır.

      Detaylı sorgulamada; özellikle IKINMA nedir? ZORLANMA nedir? KABIZLIK nedir? sorularına cevap alınmaya çalışılır. Çünkü çoğu hasta; "ıkınma" kelimesini "zorlanma" olarak algılar ve zorlanmayı da kalın-sert dışkı ile özdeşleştirir. Bu nedenle de "ıkınmadığını" ifade eder. Kabızlığı da seyrek tuvalete gitme ve/veya katı-sert dışkı (peklik) olarak bilir. Aksi takdirde kabızlık yaşamadığını ifade eder. Bu nedenle hasta ile hekim, önce aynı dili konuşur hale gelmelidir.
      Fizik muayene, sıklıkla abdomen(karın), pelvik(kasık) ve anorektal(makat) bölgeye yöneliktir. Ancak diğer nedenlerin atlanmaması için anamnez bulguları eşliğinde genel bir fizik muayene de yapılabilir.

Hastanın anorektal (makat) muayenesinin tam olarak yapılması kabızlığın hem derecesini hem de sonuçlarını görmek bakımından çok önemlidir.

      Detaylı sorgulama ve muayene bilgileri; öncelikle alarm bulguları çerçevesinde gözden geçirilir. Risk analizine göre Endoskopik (Kolonoskopi veya Sigmoidoskopi) inceleme istenir.
Kabızlığa tanısal yaklaşımda
dikkat edilmesi gereken
Alarm Bulguları
♦ Hasta yaşının 50'nin üstünde olması
♦ Ailede kalın barsak kanser hikayesi olması
♦ Makatta kanama olması
♦ Son birkaç ayda sebebi belirsiz hızlı kilo kaybı
♦ Karında veya makatta elle hissedilebilen kitle varlığı
♦ Uzun süren halsizlik, yorgunluk, solukluk gibi kansızlık belirtileri

      Endoskopik incelemede polip, tümör, crohn, ülseratif kolit gibi sonuç çıkarsa öncelikle bu durumlara yönlik hareket edilir. Bu tarz bir sonuç çıkmazsa; kişide var olan ve Sekonder Kabızlık oluşmasında rol oynayan olası hastalık (Diyabet, Parkinson, MS, Hipotiroid gibi) nedenlerini kesinleştirmek veya ekarte etmek gerekebilir. Bu durumda ihtiyaca göre çeşitli Laboratuar (kan ve idrar) testleri ile diğer Görüntüleme yöntemlerinden faydalanılır.

      Kişide var olan hastalık(lar) nedeniyle Sekonder Kabızlık düşünülürse ilgili branş(lar)taki hekimlerden yardım (konsültasyon) alınır. Böylece mevcut (altta yatan) hastalığın kontrol altına alınması veya tedavi sürecine girmesi sağlanır. Ki böylece kabızlık oluşumundaki etkisi azaltılır. Bu hastalar ilave olarak Basit Kabızlık tedavi planlamasıyla da desteklenir.

      Sekonder Kabızlık durumu negatif(yok) ise; hastalar, sık rastlanılması sebebiyle Basit Kabızlık yönünden tedavi planlamasına alınır. Yani her halükarda hastalar, öncelikle Basit Kabızlık yönünden tedavi planlamasına alınır. Ki bu planlamanın da temeli; sırasıyla normal beslenme, normal barsak çalışması, normal dışkılama ve normal dışkı süreçlerini gerçekleştirmeye çalışılmaktır. Ancak çoğu hasta, bu süreçleri; “bilinen çözüm” olarak sadece dışkıyı yumuşatma ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmeden ibaret görür. Hatta “Dışkı yumuşarsa ve/veya düzenli olarak tuvalete çıkarsam, dışkı kalın-sert olmaz, dolayısıyla da kabız olmam.” mantığını kullanılır. Doğal olarak da yanılır!!!!!.

      O yüzden hastanın öncelikle; bildiğini sandığı ama bilmediği, beslenme ve dışkı zincirinin GERÇEK NORMALLER hakkında bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi gerekir. (Bknz: Gerçek Normaller…) Her hastanın durumu aynı değildir. Bu nedenle detaylı sorgulama ve muayene sırasında saptanan eksiklikler doğrultusunda hastaya özel bilgilendirme yapılmalıdır. Bu sayede “kaş yapayım derken göz çıkarma” misali, “bilinen çözüm” olarak yapılan yanlışlar da hatırlatılmış olur. Nasıl mı?
En basitinden;
- Sulu ve sebze ağırlıklı beslenmenin hem dışkı miktarını hem de dışkı kıvamını azaltacağı, dolayısıyla gereksiz ıkınma ihtiyacını artıracağı gibi,
- Düzenli tuvalet edinme alışkanlığı edinme adına; ihtiyaç olmadığı halde “çıkartmam lazım” diyerek görev icabı yapılan dışkılamaların gereksiz ıkınma ihtiyacını artıracağı gibi,
- Aralıklı da olsa uzun süre kullanılan dışkı yumuşatıcı ilaç veya bitki çaylarının barsak tembelliği yaratabileceği,
- Bir şekilde devam eden tuvalet tutma ve erteleme alışkanlığının yok edilmesi gerektiği gibi,
- Sıvı alımının ezbere değil, idrar rengi ile kontrol edilerek planlanması gerektiği gibi bilgiler verilir.

      Ayrıca "çivi çiviyi söker" misali, beslenmenin lifli-lifsiz dengesini koruyacak şekilde artırılması, dışkılamanın diafram nefesiyle olabildiğince takviye edilmesi ve tuvalette makatın gevşetilmesi, kasılmaması önerilir. 

      Peki, bu bilgilendirme yeterli mi? Tabii ki hayır!.. Bu hastaların bir kaç hafta arayla takibe, yani değerlendirme ve bilgilendirme seanslarına alınması gerekir. Çünkü yıllardır “normal” diye bilinen “anormalleri” kırmak hiç de kolay olmaz, zaman ister.
      Hastanın sıkıntıları geçmiş ve rahatlamış, yani Kabızlık negatif (kalmadı) ise hem kabızlıktan hem de kabızlık kökenli yandaş hastalıklardan (Hemoroid, Anal Fissür gibi) korunmak adına; öğrenmiş olduğu “Normal Dışkı ve Dışkılama" bilinciyle hayatını idame ettirmesi söylenir.
      Kabızlık tedavisinden beklentiniz; "ben bir şeyle uğraşmayayım, iki ilaç alayım geçsin" ise; bunu sadece ilaçlarla sağlayabilmek mümkün değildir. İlaçları, kısa süreli destek olarak görmek gerekir.

      Kabızlıkta kullanılan ilaçlar; Kolon motilitesi dediğimiz barsaklardaki ilerletici ve karıştırıcı kasılmaları tetikleyen barsak düzenleyiciler (Prokinetikler), dışkıyı yumuşatarak barsakların çalışmasını ve makattan çıkışını kolaylaştıran dışkı yumuşatıcılar (Laksatifler) ve makatta, çıkışta oluşan tıkanıklıkları çözerek (yumuşatarak) dışkının hem makattan çıkışını hem de barsakların çalışmasını kolaylaştıran lavmanlar olarak sınıflandırabilir. Bu amaçlara hizmet eden çeşitli bitkisel ürünler de mevcuttur. Metilselüloz, Psillium, Keten tohumu ve çoğu bitki çayının da içinde bulunan Sinameki otu gibi...

      İlk etapta, bu ilaçların cazibelerine kapılmamak imkânsız gibidir. "Ohh.. ne rahat!.. At iki ilaç, rahat et..." misali... Ne uğraşacaksın beslenmesiyle, tuvaletiyle, hareketli yaşamıyla... Ancak "Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu" misali gerçek yüzünü sonradan/yıllar geçtikçe/yavaş yavaş göstermeye başlar ve "Ahh!.. Keşke uğraşsaydım!.." dedirtir. Ama nafile, geçti Bor'un pazarı...

      Sindirim sisteminin “NORMAL (Gerçek Normal)” çalışmasına yönelik bu tarz bilinçli önlemlerle basit kabızlık çözülebilmektedir.

Ancak son altı ay içersinde…

•►  Hijyen kökenli olarak çocukluk yıllarında edinilen tuvalet tutma ve erteleme alışkanlığına devam ediliyorsa,
•►  Aklı kıçında beslenme ve yumuşatıcı ilaçlardan uzaklaşıp “Normal Beslenmeye” geçildiğinde; tuvalete gitme sıklığında azalma ve/veya dışkı kıvamında pekleşme oluyorsa,
•►  Düzenli tuvalet alışkanlığı edinme adına; sıkışma hissi olmadan, yani ihtiyaç olarak değil de “boşaltmam lazım” diye düşünerek görev icabı tuvalete gidiliyorsa,
•►  Devam eden kasık ağrıları, karın şişkinliği-hazımsızlık problemleri ile bu dönemlerde olası reflü ve mide sorunlarında belirginleşme oluyorsa,
•►  Sıklıkla “borazanvari” sesli gaz çıkarılıyor veya gaz çıkarabilmek için tuvalet(ııhlama/ıkınma) gerekiyorsa,
•►  Normal beslenmeye rağmen her gün birden fazla tuvalete gitme ihtiyacı hissediyor ve azar azar, yumuşak-cıvık dışkı çıkarılıyorsa,
•►  Dışkı kıvamı yumuşak dahi olsa; “Mermiyi namluya ver ama namludan sen çıkarma” misalinin aksine dışkı çıkışının her aşamasında karın kası desteğinden faydalanıyor ve sıktıkça çıkıyor, sıkmadan çıkmıyorsa,
•►  Tam boşalmışlığı yaşayabilmek adına; tuvalette uzun kalınıyor ve az az dışkı çıkarılıyor veya birkaç saat arayla peşpeşe tuvalete gidiliyorsa,
•►  Hemoroid, Anal Fissür, Anal Apse-Fistül gibi çeşitli makat hastalıklarında, tedavilere rağmen arzu edilen gerileme olmuyorsa,
•►  Aralıklı veya sürekli olarak en az üç aydır benzer sıkıntılarla karşılaşılıyorsa....

Artık basit kabızlık düşüncesinden uzaklaşılmalıdır.


      Bu aşamada, sindirim sisteminde yer alan Kolon Motilitesi (Barsak Çalışması) ve Anorektal Fonksiyon (Dışkılama) adı verilen işlevleri test etmek gerekir. Yani altta yapı ne durumda? Bu amaçla ileri fizyolojik tetkiklerden faydalanılır.

     İleri Fizyolojik Tetkikler sayesinde; “Kolon, Rektum ile Pelvik Taban ve Anus” adı verilen yapıların Ne durumda oldukları? Nasıl çalıştıkları? belirlenmiş olur. Yani, bu yapılarda işlevsel veya yapısal bir hasar var mı? yok mu? değerlendirilmiş olur. Çünkü kabızlık doğrudan bu hasarlar nedeniyle oluşuyor ve o yüzden geçmiyor olabilir.


« « Kabızlık ve Nedenleri? Kabızlıkta Detaylı Tanı ve Tedavi » »

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.