ANASAYFA | ÖN BİLGİLENME FORMU | BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ | HASTA HİKAYELERİ | BİZE ULAŞIN
Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.
Üye olmak için lütfen tıklayınız.








Paylaş - Yazdır

Normal Dışkı Nasıl Olmalıdır?

      Beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili olarak günden güne değişen miktar (100-200gr) ve kıvamdaki dışkı boşaltma alanına (rektuma) aktarılır. Müteakiben de dışkılama işleviyle vücuttan uzaklaştırılır. Peki, “normal dışkı” diyebilmek için; miktar ve kıvam olarak bir ölçüt var mıdır? ya da daha net bir tarif yok mudur? İşte bu amaçla, “Bristol Stool Scale” adı altında görsel örneklemeye gidilmiştir. Böylece "NORMAL DIŞKI NASIL OLMALIDIR?" sorusu, daha anlaşılır ve kolay standardize edilebilir bir cevap bulmuştur.

      Son ürün olan dışkıda yapılan bu görsel örnekleme sayesinde; Beslenme --> Kolon Motilitesi --> Anorektal Fonksiyon/Dışkılama --> Dışkı şeklinde çalışan Sindirim Sisteminin çok daha anlaşılır bir şekilde işlevsel açıdan sorgulanması mümkün olur. Yoksa dışkı tipinin şöyle veya böyle olmasının tek başına pek bir anlamı yoktur.

      Dolayısıyla dışkıdaki bu görsel örnekleme; kabızlık başta olmak üzere sindirim sistemi ile makata ait birçok hastalığın, NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ dâhilinde irdelenmesini ve SONUÇ olarak karşımıza çıkan bu hastalıklardaki temel NEDEN veya NEDENLERİN bulunmasına yardımcı olur.

      Nasıl mı? Tabii ki Beslenme --> Kolon Motilitesi --> Anorektal Fonksiyon/Dışkılama --> Dışkı şeklinde çalışan işlevsel düzenekte sondan başa doğru yapılan tümdengelim mantığıyla… Dışkıdaki bu görsel örneklemedeki dışkı tiplerini bu mantık çerçevesinde inceleyelim.

BRİSTOL STOOL SCALE (BRİSTOL GÖRSEL DIŞKI ÖLÇEĞİ)

      Tip 1 : Keçi pisliği tarzında sert, topak topak veya parça parça olmasıdır. Her ne kadar düzenli olarak tuvalete gitme süreci olsa da dışkılama işlevi sırasında artan (gereksiz) ıkınmalara sebep olması nedeniyle kabızlık işareti olarak düşünülür.

      Sıklıkla az ve/veya sık aralıklarla yapılan yetersiz beslenmelere bağlı olarak oluşur. Bu nedenle genç yaşlarda beslenme bağımlı Basit Kabızlık olarak karşılaşılır. Beslenmenin artırılması ile düzelir. İlerleyen yıllarda da yetersiz beslenmeye paralel olarak görülebilir. Ancak sadece beslenme ile düzelmeyebilir. Ki bu durumda; yıllar içersinde, ilave olarak kolon motilitesi ve/veya dışkılama işlevinde yapısal veya işlevsel hasar olabilir.

      Sonuç: Sık aralıklarla tekrarlıyor ve beslenme ile kontrol altına alınamıyorsa; beslenmeye ilave olarak yıllar içersinde gelişmiş barsak tembelliği, uzaması (Redundan RektoSigmoid) ile Anismus, Anal Spazm, Rektosel, Rektal Mukozal Prolaps, Rektal Intussusception gibi hastalıklar yönünden incelenmesi gerekir. Bu çerçevede ihtiyaca göre; İlaçlı Kolon Grafisi, İlaçlı Dışkılama Filmi (Defekografi), 3D Endoanal USG ve gerekirse Kolonoskopi gibi tetkiklere gidilir.

      Tip 2 : Tip 1’deki topaklanmanın daha büyük ve birleşik olması şeklinde özetlenebilir. Tuvalete gitme ihtiyacı ve sıklığı en iyi şartlarda 3-5 günü bulur, çıkarmak ise tam bir eziyettir. Hem azalan tuvalete gitme sıklığı hem artan dışkı kıvam ve kalınlığı hem de dışkılama işlevi sırasında ihtiyaç duyulan artan (gereksiz) ıkınmalar ve zorlanmalar sebebiyle kabızlık işaretidir.

      Beslenme; sıklıkla normal sınırlarda(yeterli) olmasına rağmen nadiren de olsa yetersiz olabilmektedir. Bu nedenle sadece beslenmeyle, özellikle de sıvı alımını artırmakla düzelmeyebilir. Aynı şekilde yıllar içersinde, ilave olarak kolon motilitesi ve/veya dışkılama işlevinde hasar olabilir.

    Sonuç: Sık aralıklarla tekrarlıyor ve sıvı alımı ile kontrol altına alınamıyorsa; yıllar içersinde gelişmiş barsak tembelliği, uzaması (Redundan RektoSigmoid) ile Anismus, Anal Spazm, Rektal Hiposensitivite, Rektosel, Rektal Mukozal Prolaps, Rektal Intussusception gibi hastalıklar yönünden incelenmesi gerekir. Bu çerçevede ihtiyaca göre; İlaçlı Kolon Grafisi, İlaçlı Dışkılama Filmi (Defekografi), 3D Endoanal USG ve gerekirse Kolonoskopi gibi tetkiklere gidilir.

      Tip 3 (Normal?): Tip 2’ye göre kalınlığı daha az, kıvamı daha yumuşak ve yüzeyinde derin olmayan çatlakların olduğu dışkı olarak da tanımlanabilir. Değişen sosyal şartlar nedeniyle beslenme ve tuvalet alışkanlıklarında, zaman zaman oluşan değişiklikler sebebiyle geçici olarak oluşabilir. Bu çerçevede ise NORMAL kabul edilebilir.

      Ancak sıklıkla Tip 2’nin sıvı alımını artırarak kontrol altına alınmaya çalışıldığı dönemlerde görülür. Bu nedenle de dışkı görseli Tip 2 ve Tip 3 arasında gidip gelir. Kolon motilitesi ve/veya dışkılama işlevindeki hasarın derecesine göre bu geçişler olur. Hem azalan tuvalete gitme sıklığı hem artan dışkı kıvam ve kalınlığı hem de dışkılama işlevi sırasında ihtiyaç duyulan artan (gereksiz) ıkınmalar sebebiyle kabızlık işaretidir.

      Sonuç: Sık aralıklarla Tip 2’ye dönüyor ve sıvı alımı ile kontrol altına alınamıyorsa barsak tembelliği, uzaması (redundans) ile rektosel, mukozal / rektal intussusception ve dilate rektum/rektal hiposensitivite gibi hastalıklar yönünden inceleme gerekir. Bu çerçevede İlaçlı Kolon Grafisi, İlaçlı Dışkılama Filmi (Defekografi), 3D Endoanal USG ve gerekirse Kolonoskopi gibi tetkiklere yönelmek gerekir.

      Tip 4 (Normal): Yılan veya sosis gibi pürüzsüz, kaygan yüzeyli ve yumuşak kıvamda dışkı örneğidir. Hastalara “Anamur veya Çikita muz kıvam ve kalınlığında” diye tanımladığım dışkı örneğidir. Ikınma gerektirmez. İlk hamle sonrası kendiliğinden çıkar. "Mermiyi namluya ver, ama namludan sen çıkarma!" misali çıkar...

      Sonuç olarak: Normal sınırlarda beslenme ile desteklenmiş, normal sınırlardaki kolon motilitesi ile işlemden geçmiş ve son olarak normal sınırlardaki dışkılama işlevi ile vücuttan uzaklaştırılmış dışkı örneğidir. Dolayısıyla hem tuvalete gitme sıklığı hem dışkı kıvam ve kalınlığı hem de dışkılama işlevi sırasında ihtiyaç duyulan ASGARİ ıkınma seviyesiyle “Normal” diye tanımlanabilecek dışkı şeklidir.

      Tip 5 : Kenar verecek kıvamda, parça parça dışkı örneğidir. Düzensiz ve dengesiz beslenme alışkanlıkları sonucu geçici olarak da oluşabilir. Geçici olduğu sürece sorun değildir. Devamı halinde ishal yönünden dikkatli olunması gerekir.

      Ne ishale ne de normale dönüşüyor ama günde birkaç defa olan tuvalete gitme sıklığı ile devam ediyorsa dışkılama işlevini irdelemek gerekir. Çünkü hem artan tuvalete gitme sıklığı hem azalan dışkı kıvam ve kalınlığı hem de dışkılama işlevi sırasında ihtiyaç duyulan artan(gereksiz) ıkınmalar sebebiyle kabızlık işaretidir.

     Sonuç: Sık aralıklarla tekrarlıyor ve beslenme ile kontrol altına alınamıyorsa rektosel, mukozal/rektal intussusception gibi Dışkı Çıkış Güçlüğü tipi kabızlığa neden olan hastalıklar yönünden inceleme gerekir. Bu çerçevede İlaçlı Dışkılama Filmi (Defekografi), 3D Endoanal USG ve gerekirse Kolonoskopi gibi tetkiklere yönelmek gerekir.

      Tip 6 : Yumuşak kıvamda, su içeriği daha fazla parça parça dışkı örneğidir. Sıklıkla düzensiz ve lif ağırlıklı (dengesiz) beslenme alışkanlıkları sonucu geçici ishal durumu olarak kabul edilir. Kabızlık problemi yaşayanların zamanla günlük tuvalet sayılarındaki artışa paralel olarak da oluşabilir.

      Her ne kadar tuvalete gitme sıklığı artmış ve dışkı kıvamı yumuşamış da olsa dışkılama işlevi sırasında gereksiz ıkınmalara ihtiyaç gösterdiğinden Dışkı Çıkış Güçlüğü tipi kabızlık işareti olarak da düşünülebilir.

      Sonuç: Sık aralıklarla tekrarlıyor, hem beslenme hem de tuvalet sayısını azaltma ile kontrol altına alınamıyorsa rektosel, mukozal/rektal intussusception gibi Dışkı Çıkış Güçlüğü tipi kabızlığa neden olan hastalıklar yönünden inceleme gerekir. Bu çerçevede İlaçlı Dışkılama Filmi (Defekografi), 3D Endoanal USG ve gerekirse Kolonoskopi gibi tetkiklere yönelmek gerekir.

      Tip 7 : Sert ya da yumuşak, katı dışkı içeriği hiç olmayan, sulu dışkı örneğidir. Sıklıkla viral ya da bakteriyal bir enfeksiyon sonucu barsak hareketliliğinin çok arttığı şiddetli ishal göstergesidir. En kısa sürede tıbbi destek alınmalıdır.

      Tip 8 : Nerdeyse tamamının sulu bir kıvamda olduğu, köpüklü, sümüklü, pis kokulu ve fışkırır tarda çıkan dışkı örneğidir. Sıklıkla yoğun alkol alımları veya çeşitli ilaç kullanımları sonucu görülür. En kısa sürede tıbbi destek alınmalıdır.

      “Normal” diyebileceğimiz ideal dışkı şekli Tip 4 olarak gösterilen örnektir. Ve bu örnek, sırasıyla birbirileriyle etkileşim halinde olan Beslenme, Kolon Motilitesi, Anorektal Fonksiyon gibi birçok faktörün koordineli katılımı sonucu gerçekleşir. Bu koordinasyon bozulursa diğer tiplerdeki dışkı örnekleri oluşur. O halde bu faktörler nelerdir? Etkileri ne yöndedir? Bunları görelim ve ideal dışkıya ulaşmanın ipuçlarını, mantığını öğrenelim. Ezbere hiçbir şey yok....
Beslenme(?) --> Kolon Motilitesi(?) --> Anorektal Fonksiyon(?) --> Dışkı(?)

►►►      Tabii ki, beslenme (içeriği ve düzeni) alışkanlığı ilk faktördür. Eeee.. Çıkış olması için önce belirli miktar, içerik ve düzende giriş olması gerekir. Dolayısıyla beslenme miktarı ve içeriği, yukarıda görsel örneklerini verdiğimiz dışkı tiplerini doğrudan etkiler. Bu çerçevede beslenme, öncelikle DENGELİ olmalıdır. Yani yeterli miktarda hem lifli hem de lifsiz gıda ile yeterince su içermelidir. Alınan gıda içeriğindeki lif miktarının günlük 25-30gr olmasına dikkat edilmelidir. Aynı zamanda bu liflerin arasını doldurmak ve dışkı miktarını artırmak için yeterli lifsiz gıda da alınmalıdır.

En basitinden, günlük olarak öğünlerde yediğiniz salataları, daha çok yeşil yapraklı yaparak ve çeşni niyetine değil de "öğündeki bir tabak yemekmiş" gibi düşünürseniz ya da ilave olarak yemeklerden hemen sonra olmak üzere günde bir iki adet kabuğuyla elma veya armut yerseniz, bu lif miktarını yakalarsınız.

      Ayrıca, kalın barsaklarda günde birkaç kez gerçekleşen kuvvetli ilerletici kasılmaların dolaylı olarak dışkı tipinin oluşumuna katkısı unutulmamalıdır. Bu nedenle, beslenme de buna uyumlu olacak şekilde DÜZENLİ olmalıdır. Yani 3 (sabah-öğle-akşam) öğün olmasına dikkat edilmeli, ara öğünlerden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

Günümüzde diyabet, kalp, şişmanlık gibi çeşitli hastalıklara yönelik olarak az ve sık yenilmesi veya öğün sayısının artırılması veya ara öğünlere gidilmesi yönünde beslenme önerileri (diyetler) sunulmaktadır. Ancak kaş yapalım derken göz çıkartılmamalı, sindirim sistemi ve buna bağlı dışkılama işlevinin sağlıklı çalışması göz ardı edilmemelidir.

      Böylece, yeterli miktardaki beslenme(lifli+lifsiz) ile dışkıya hacim kazandırılırken, yeterli su alımı ile belli bir kıvam ve yumuşaklıkta olması sağlanır. Ancak lifsiz gıda ile desteklenmediği sürece lif alımının veya su alımının tek başına artırılmasının dışkıyı cıvıklaştırıcağı unutulmamalıdır. Bu nedenle beslenme DENGELİ  olmalıdır.

      Vucüt ihtiyacı olan suyu öncelikle barsaklardan çeker. Barsaklardan yeteri kadar çekemezse böbreklerden çeker ve böbrekten çektiği su miktarına paralel olarak idrarın rengi koyulaşır. Dolayısıyla sabah idrarı hariç olmak üzere gün içersindeki idrar, su gibi duru olduğu sürece yeterli su alımı gerçekleşiyor demektir.

►►►      İkinci faktör Kolon Motilitesidir. Barsakların düzenli çalışması olarak da ifade edilen Kolon Motilitesi, yani yeterli karıştırıcı ve ilerletici barsak kasılmalar için öncelikle beslenmenin, dengeli ve özellikle kuvvetli ilerletici kasılmalara paralel olacak şekilde düzenli aralıklarla olması gerekir. Barsaklar, her ne kadar beyin tarafından otomatik olarak kontrol edilseler de bu kontrolde; beslenme ile alınan gıdaların, barsaklarda etki-tepki yoluyla oluşturdukları doğrudan (içsel) etki yadsınamaz. Az ve sık beslenme, ister istemez barsakların çalışma düzenini bozacaktır.

      Diğer taraftan, düzenli yürüyüş ve eğzersizler şeklinde hareketli yaşamın, karın içi basınç dalgalanması yani dolaylı (dışsal) etkiyle barsakların düzenli çalışmasına olan katkısı ihmal edilmemelidir. Ameliyatlarda verilen narkozun etkisiyle barsaklarında çalışması durur. Bu nedenle ameliyattan sonra en kısa sürede hastalar ayaklandırılır ve/veya yürütülür. Ki barsaklar bir an önce çalışmaya başlasın.

      Ancak bu doğrudan ve dolaylı etkilerle barsakların düzenli çalışması sağlanabilir. Ancak bu sayede, bir sonraki adım olan Anorektal fonksiyon için uygun miktar, kıvam ve kalınlıkta dışkıyı; düzenli aralıklarla rektuma (boşaltma alanına) ve anüse yönlendirmek mümkün olabilir.

►►►      Üçüncü faktör, Anorektal Fonksiyon, işlev veya Dışkılamadır. Genel olarak Beslenme ve Kolon motilitesi üzerinde yoğunlaşılsa da Anorektal Fonksiyonun (Dışkılamanın) yani tuvalet kültürünün "Normal" diyebileceğimiz Dışkı için gerekliliği hep göz ardı edilmiştir. Bu nedenle de kabızlık; sıklıkla barsak tembelliği ve gıda ile ilişkilendirilerek çözümlenmeye çalışılır.

      Her ne kadar beslenme ve kolon motilitesi ile düzenli aralıklarla rektuma uygun miktar, kıvam ve kalınlıkta dışkı yönlendirmiş olsanız da; çocukluk yıllarından itibaren pek farkında olmadan, "doğru" diye edindiğiniz "hatalı" tuvalet kültürünüzden dışkınız da nasibini alacaktır. Nasıl mı?

      1. Tuvalet kültüründe öncelikle ele alınması gereken konu, tuvalet erteleme-tutma ve tuvalete gitme sıklığıdır. Beslenme düzen ve miktarı ile kolon motilitesine bağlı olarak tuvalete gitme sıklığı, dolayısıyla dışkı tipi değişiklik gösterir. Düzenli-Yeterli beslenmeye normal sınırlarda kolon motilitesi eşlik edebildiği sürece uygun miktar ve kıvamda (Muz, kıvam ve kalınlığında) dışkı elde edilmiş olur. Bu da günde 1 veya seyrek olarak da 2 defa tuvalete gitme ihtiyacına denk gelir.

      Güncel yaşamda, uygun ortam veya zaman bahanesiyle yellenmeyi de içine alacak şekilde sıklıkla bir tuvalet erteleme alışkanlığı oluşur/oluşturulur. Tabii ki hijyen, okul ve iş yaşamı gibi çeşitli nedenlerle... Bu durum, ilk etapta boşalma alanında toplanan dışkının miktarının artmasına, kıvamının ise sertleşmesine sebep olur.

     Benzer bir mantıkta; toplumsal yaşantının getirdiği endişelerle, yeterli dışkılama hissi olmadan, "ne olmaz ne olmaz!" düşüncesiyle sık tuvalete gidilmesi; zamanla barsak hareketlerinin (Kolon Motilitesinin) artmasına neden olur. Bu durum, kişide daha sık dışkılama hissine ve sık tuvalete gitmeye neden olur. Sık tuvalete gitme (2-3 defa/günde) sonucu yeterli miktar ve kıvamda dışkının depolanmasına fırsat verilmemiş olur. Bu durum da dışkı tipine etki eder. Nasıl mı? Tabii ki dışkının miktarını azaltarak az/ince ya da yumuşak/cıvık olmasına sebep olur.

      2. Tuvalet kültüründe dışkıyı belirleyen diğer konu ise en sık hataların yapıldığı ıkınma derecesi yani "dışkıyı çıkarmayı biliyor muyuz?" kısmıdır. Evet, pek önemsenmese de tuvalette, dışkılamanın gerçekleştiği sürecin de bir kuralı, yolu ve yordamı vardır. Öyle bilindiği üzere "Ihhhlaa... da çıkar!.." ile bu iş olmuyor...Sonra kullanıcı hatası olarak geri dönüyor.

      En basitinden, "Ihhhlaa... da çıkar!.." yani artan ıkınmalarla gerçekleştirilen dışkılama eylemleri zamanla hem rektumda (genişleme, mukozal prolaps, rektal ıntussusception, rektosel gibi...) hem de makatta (hemoroid, fissür gibi..) bir takım hasarlara neden olarak gerek boşaltma alanını gerekse anal kanalı etkileyerek dolaylı olarak dışkı kıvam ve miktarının değişmesine sebep olabilir.

      Her ne kadar düzenli olarak her gün tuvalete gidebiliyor ve gittiğinizde de yumuşak kıvamlı dışkı çıkarabiliyor olsanız da KABIZLIK yaşıyor olabilirsiniz. Çünkü artan ıkınmalarla gerçekleştirdiğiniz Dışkı Çıkış Güçlüğü Kabızlığınız vardır.


« « Normal Dışkılama Nasıl Olmalıdır? Kabızlık Nedir? » »

 
Opr.Dr. Levent TEZCAN
Genel Cerrahi Uzmanı
  
Kükürtlü Mah. Oulu Cad. Oylum Gökberk Sitesi F-Blok D:1
Osmangazi/BURSA
  
Muayenehane TEL :  + 90 224 235 10 50
GSM :  + 90 532 485 18 00
E-MAİL :  basurum@gmail.com
   basurum@hotmail.com

 
Web Stats

basurum.com ® 2006-2009
Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.
Bu bilgilere dayanarak profesyonel tıbbi danışmanlık hizmeti almayı ihmal etmeyiniz ve geciktirmeyiniz.